Sayfalar

17 Mayıs 2017 Çarşamba

MUTLULUK

Mutluluk, insanın hiçbir sıkıntı ve kederinin olmaması durumudur. Mutluluk kişinin kalbinin kuşlar gibi kanat çırpması, yüzünden kocaman bir gülümsemenin eksik olmamasıdır.Mutlu olan insan, çevresine de ışık saçar. Yaydığı pozitif enerji ile hayatımıza anlam ve güzellik kazandırır.
Bazen kazanılan bir sınav, bazen iyi bir haber, bazen sıcacık bir sevgi sözü mutlu olmamızı sağlar. Ama sebebi ne olursa olsun mutluluk, dünyanın en güzel duygusudur. Bu duygu, kişiye cesaret verir, onu alıp başka dünyalara götürür.Kişinin özgüvenini yerine getirir.
Sürekli neşeli olan, her zaman yüzü  gülen insanların çok daha uzun bir ömür sürdükleri bilimsel olarak kanıtlanmıştır. Bazı hastalıkların da kederden insana musallat oduğu halk arasında söylenegelir.
Peki ne yapmalı da mutluluğu elden bırakmamalı, mutluluk insanın elinde olan  bir şey mi?Bazen elde olmayan sebeplerle mutsuz olsak da mutluluğu bir yaşam tarzı olarak benimsemek sizin elinizde. Hayat pozitif bakın, bardağın boş değil dolu tarafını görün. Her zaman gülümserseniz hayat da size her zaman gülümser.Bunu yapabilmenin en kolay yolu ise içinde bulunduğunuz durumdan şikayet etmemektir. Düşünürseniz dünyada savaşın içinde canını kurtarmaya çalışan insanlar, Afrika’da açlıktan ölen çocuklar var. O zaman hiçbir şey için kendimizi üzmeyelim,mutlu olmak için sahip olduğumuz şeylerin değerini bilelim.

16 Mayıs 2017 Salı

Mutlu insanlar herşeyin en iyisine sahip olanlar değil,sahip olduklarını kaybetmeyecek kadar sevenlerdir.
Mutlu olmak için bekleme,hayat kısa.Mutlu olmak için hayata pozitif bak yeterli.

Mutlu Olmak

Mutlu olmak için uğraş vermelisiniz.
İş, para ya da aşkla ulaşılmaz.
Mutluluk sizinle kendiniz arasında bir meseledir.
                                                                     


HAYATTA YAŞADIĞINIZ BİR OLAYDAN TECRÜBE EDİNMEK

Büyük Okyanus' un ortasında batan gemiden tahliye sandalıyla ayrılan bir adam vardı.
Bu adam yirmi bir gün boyunca okyanusun ortasında çaresizce kurtarılmayı bekledi.
Nihayet yeri tespit edilen adam mutlu sona ulaştı. Bir gün Rickenbacker adlı bu adamla karşılaşan, Amerikalı ünlü yazar Dale Carnegie, ona yaşadığı bu büyük tecrübeden neler öğrendiğini sordu. Adamın verdiği cevap oldukça düşündürücüydü;
"Bu tecrübeden edindiğim en büyük ders, insanın içebileceği kadar tatlı suyu ve yiyebileceği kadar ekmeği olduktan sonra,hayatta hiçbir şeyden şikâyet etmemesi gerektiğidir. "
Hiç kimsenin yanınızdan mutsuz ve kötü ayrılmasına izin vermeyin. Bulunduğunuz konumda mutlu olmaya bakın.Çiçek büyütün, kitap okuyun. Hayatı yarım bırakmayın!
Hayat; bir nefs uğruna, hep eğlenmek,dalga geçmek,yalanların arkasına sığınıp güzel olan şeyleri de kıymetini bilemeyip kullanıp,öldürmek değil ki! Her şeyi, herkezi aynı kefeye koyup,mutlu olma şansından vazgeçmemeliyiz.
Nereye kadar...Neden korkuyoruz? Sevmekten mi? Sevilmekten mi? Nereye kadar gerçeklerden kaçabiliriz ki... Zaman dediğimiz nereye kadar?  Kaybedene kadar mı? Eğer niyetin kendini tatmin etmek, kullanmak değilse... Haydi,sen kazan!
Eğer gerçekten seviyorsan,zaman kaybetme. Zaman derken elimizdekileri kaybediyoruz... Sevdiğini söyle! Ve kazan! Mutlu olmayı...zamanı sen kazan! Bir'seni seviyorum, 'demek hiçbir şey kaybettirmez, ama çok şey kazandırabilir. Bazen bir ömrü bile! Haydi şimdi, en azından bir telefon edip sesini duy... Kaybedebileceklerini düşün. Ya da kazanabileceklerini... Niye'keşke'ler yerine, 'iyi ki'leri söylemeyelim?...
                                                                             HAYDİ, NE DURUYORSUN HÂLÂ?